1 Kasım 2012 Perşembe

Bittik...

...Ve artık bir kumarbazın en büyük hilesidir ayrılık... Oyunu kurar oyuncusunu seçer. Kurallar açıktır; en az iki ve üzeri kişiyle oynanır, eşli oynanamaz.Oyun başlar, adaletsizce dağıtılır paya düşenler, birinin eli küçüktür daima diğerinden, el tutmaz, tutulmaz eller artık... Her yenilenen oyun bir yenilene eşittir artık, birer birer kaybeder aşk... Kiminin eli tektir kimi çifte gider kimisi de ölüme döner ama ne varki hep taş biter... Aşk biter...



Ya payımıza düşen hüzünse, ya cepleri boş bir sevdanın ellerine tutuşturulmuş iki çocuk gibi; oracıkta umutsuzluğumuzla yüzleşmişsek...
Doğrular kimin umrunda olurduki yanlışlarımızla söndükten sonra yanmak kimin umrunda şimdi... 
Senden sonra ağzı bozuk bir yara bıraktı bedenimde zaman, hangi dile düşsem horlanıyorum sebepsiz, hangi göze dalsam boğuluyorum artık, hangi yüzün gamzesinde gömülüyüm; bulsan..!



Gittin, en öpülesi yerini düşünecekken dudaklarının,
en ölünesi yerinde nefessiz bıraktın...                                                                                                                     





Bilsen...

Bilseydin gidermiydin yine? Bir kaç akşamdır kaçık bir uykunun eliyle yazılıyor bu yazı, kaçak bir dille... Her noktasında nefessiz kalan bir kalemin ahıyla karardı sayfalar, silgi kullanmadım, her zaman silinmiyor acı,  bilsen...
Bilseydin gider miydin yine? Öznesini gizleyemediğim için "gitmek" yüklemine yakalandığımı, ayrılığın sıfatsızlığıyla tamlandığımı, kendi cümlemde harcandığımı bilsen... Senin cümlende gizlenmeye razıyken satır sonlarında öldüğümü bilsen...  Bilseydin gidermiydin yine?
Bir kaç akşamdır kaçak bir kadının eşgaline bakılarak yazılıyor bu yazı,  her virgülünde işkenceye maruz kalan bir dille, her satır arasında kesilen bileklerimle, her harfinde yeniden öldüğümü bilsen... Her kelimesinde yeniden doğduğumu,  her nefesimde yeniden sevdiğimi, her... her neyse...


 Kaybedilmiş Herşeye Hitaben...

10 Nisan 2012 Salı

Elveda

Elvedayla başladı benim hayatım,
Sancılı, sessiz ve bir nefese bir can verir gibi...
Doğduğunda annesini kaybeden bir bebek gibi,
Adeta; aldığın nefesin vergisidir kaybetmişliğin, karşı çıkmak anlamsız...
Hani o "kader" deyip susulası,
Hani boğazında bir düğüm ve kördüğümün kayıp pusulası...
Ah unutulası sevdam!
Kılını kıpırdatmıyor sanki zaman, hep "şimdi" diyor insan,
Şimdi gitmeliyim, elvedaya gebe bütün hayatım için...
Şimdi gitmeliyim, tam şimdi burda bitmeliyim...
Bir elvedayı daha yazmaz kalemim...








Not:
Sanırım artık gitme vakti, zaten kimsecikler kalmamış . :) 
Hüznüme ortak olan, satırımla yorduklarım herkese elveda...
Bu yazıyı okuyan olacak mı o bile şüpheli ama neyse...
Yazmak elimde olmayan birşey, biliyorum yine yazacağım 
ama paylaşmanın bi anlamı kalmamış sanırım, 
belki yazacak bi yer bulamazsam yine buraya yazarım :)
Çünkü çaresizlik vazgeçememenin en korkunç sebebidir...


Herşey için teşekkürler...

8 Nisan 2012 Pazar

Bir adım bir cümle




Noktasını kaybetmiş bir cümlenin son satırısın, olmassan olmuyor...

                                   ***

Kaburgaları kırılan bir aşkın otopsisinde göğsünden çıkarıldık biz...
"Hala kalbi atıyor" diye bağırsakta çaresiz, anladık morg koridorunda; 
ölümcül bu soğuk... 
Bitkisel hayata bile razıyken ikimiz, hayvani hayatlar defnetti bizi...

                                   ***


Kahramanı olmadığımız bi hikayenin sayfaları altında kalan figüranlardık biz.
Her cümlenin ardından ağladık,
her noktadan sonra başlamak için savaştık, 
kalemşöre yenileceğimizi bile bile... 
Şimdi iki satırlık yaşanmışlığımızla yetinenleriz, 
hesabını kestiğimiz cümlelerde...

                                   ***

Şımarık bir çocuğun darmadağın ettiği bir hayalim işte, 
can kırıklarım batmasın diye hızla uzaklaşılan tenhalar kaldı bana. 
önce düşürüldüm, sonra terkedildim, ve ardından unutuldum karanlığımda... 
'unutmadı' diyorsunya; unutulmak bu kadar kolay işte...

                                   ***

Biz gitmelerin pamuk ipliğiydik; her düğümünde çözülüyorduk aşktan..


26 Mart 2012 Pazartesi

Durmam...


Yürüyorum, bir aşkın çığlığını geride bırakmış, 

kulaklarımdaki uğultuyu bastırarak; durmam diyorum... Durmam...

Ayağıma takılıyor hüzün, düşüyorum düş üstü, üstüm başım, gözyaşım... 
Uyananırsam geçecek sanıyorum, uyumuyorum ki, nerden çıktı şimdi bu... 
Kalkıyorum, durmam diyorum... Durmam... 
Aklıma takılıyor yüzün, düşüyor yüzüm yüzüstü... 
Aklım fikrim, sensin... 
Unutursam geçecek sanıyorum, uyutuyorum kendimi... 
Kızıyorum kendime bağırıyorum, çağırıyorum... 
Olmuyor, duruyorum, donuyorum buz üstü... 


Sana yüzümü dönsem; kendime dönüyor sırtım. 
Kendime yüzümü dönsem; sana dönüyor sırtım... 
Düşünüyorum, önce yüzümü sana dönüyorum sonra cesedim sırtüstü...

6 Ocak 2012 Cuma

Yağmur

 Yağmurum daki Yağmurum Islanmış Hayallerime Yüz Üstü ... 
Öyle bir şehir ki; kaçış yok aşk'tan...
Tüm yolları sana çıkıyor,
Her köşeyi dönmek; sana dönmek

Durmak; sende,

Yürümek; senle,
Koşmak; senle...

Öyle bir aşk ki; çıkış yok şehirden...
Öyle bir şehir ki; kaçış yok aşk'tan...

Bu şehrin plaka kodu; Aşk...

Sen derdim hep. Sendelerdim ardından,
susmazsam; takılıp yokluğunun kenarına düşerdim düşünden...
Susardım bu yüzden...
Bu yüzden daha asık başka bi yüz yoktu yine bu yüzden.

Sen derdim, sendelerdim ardından ve takılıp düşerdim,
kalbimin üstüne yüzüstü.
Üstelik bu yüzdendi yara berelerim.


Sen derdim hep. Sendelerdim ardından,
Dilime sansür sürmezsem seni;
Takılıp cümlelere düşerdim en yüksek yüklemden yüreksizliğime..